haksızlığını göremeyenlere

POSTED IN Blog 24.04.2010

Haklı yada haksızlık çok izafi bir kavram buna kesinlikle kanaat getirdim. Ve asla gelemeyip dünyaları yıkacak hale geldiğim bir nokta var ki; Saygısızlık.

Sabahleyin çarşı  izine çıkacağım için keyifli şekilde uyandıktan sonra  arkadaşımla görüşmek için Bebek’e geçtim. Öncesinde kendime gelmek için Bebek Starbucks ’ dan bir kahve almak için içeri girdim tam hesabı ödemek için
dört-beş kişiyle birlikte kasa önünde bekleşirken, bacak ağrılarının arttığını tüm hâl ve tavırlarıyla belli etmeye çalışarak ve oflayarak “Evladım, şuradan alsana; iki kahve vardı benim.” diye her birimizi görmezden gelip, direkt kasiyerle muhatap olan kısa boylu şişman teyze çıka geldi. Oysa ki şişman olmasının sorumlusu sırada bekleyen diğerleri olmadığı gibi, ben de değildim. Bu yüzden, ağrıyan dizlerinin sorumluluğunu da üstlenmiyorum. Saçlarınıza röfleleri attırıp attırıp gittiğiniz “dolar günleri”nde götürdüğünüz börekleri ve Alman pastalarını suçlayın bari; kendinizi suçlamayacaksanız. Ama ortada bir sıra olduğu ve sırada beklemek dizlerinizi ağrıttığı için bize kızmayın. Ancak, biz sizi biliyoruz; siz bize kızarsınız ve bizim altımızdan, üstümüzden ve aramızdan sızarsınız. Halbuki bize rica etme nezaketini gösterseniz, biz sizi el üzerinde taşırdık, o sıranın en önüne. Ama yok, siz onu da yapmazsınız. Çünkü siz, herkeslerden çok daha fazla hakkınız olduğuna kendinizi inandırmışsınız. Size göre biz detayız. Asıl olansa sizsiniz.Sürekli böyle insanlarla karşılaşıyorum.

Geçen hafta, Kabataş da tramvay jetonu sırasında denk geldiğim çıtır bir kızımız vardı; hele o iğrençti! Üzerinde, “Madem düzgün bir vücudum ve orta büyüklükte biçimli memelerim var, neden bunları sergilemiyorum!” mantığıyla giydiği bir gömlek vardı. Aslında, mantığın adresi giydiği gömlek değil, açık bıraktığı düğmeleriydi. Jeton sırasının bana gelmesine bir kişi kala hayatıma girdi. Benim önümdeki orta yaşlı hanımefendinin önünden, gişedeki memura bir soru sordu. Biz de sadece soru sorduğunuzu sanarak müsaade ettik. Ama daha sonra, terbiyesiz bir kurnazlıkla 20 YTL uzatıp iki jeton istedi. Ben, önümdeki hanımefendinin, sergilediği ahlaksız tavrın baskınlığından olsa gerek, sindiğini, sessiz kaldığını görünce “Pardon, sıra olduğunu görmüyor musunuz?” diye sordum. Çıtır kızımız, “Aman aldım işte, n’olcak!” diye cevap verdi. İtiraz etmeye devam ettim. “Ay bitti bile işte, uzatma!” diyerek iyice terbiyesizleşti. Önümdeki hanımefendiye, “Siz niye bir şey demiyorsunuz, bakın sıranızı aldı.” dedim; hanımefendi başını yana eğdi ve durumu anında kabullendi. Gişe görevlisine ve arkamdakilere bakıp, benden tarafta olan var mı, diye göz gezdirdim; başlar hep yana eğikti. Biraz daha devam etsem, “Birader sen de fazla uzattın ama!” bile diyebilirlerdi. Mecburen sustum. Jetonumu alıp, açık memelerinin verdiği gücü, Türk erkeğine karşı, bugüne kadar istediği her şeyi yaptırarak kullanmış olan genç hanımın yanında durdum. Dik dik suratına baktım. Oralı bile olmadı. Evet, o memeler aslında hatunun maymuncuğuydu. O maymuncuk da normal şartlarda tüm kapıları açıyordu.

Saygılı olmak, empati kurabilmek çok farklı birşey. Herkesin sergileyemeyeceği kadar asil bir davranış. Hayata sadece kendilerini görebildikleri gözlükten bakan insanlardan nefret ediyorum!

2 COMMENTS

  1. mert tunç ataç diyor ki:

    Türk halkı o memelere doymadığı sürece daha nice güzel vücutlu, boş suratlı kızımız önlerden çok yerler kapacaktır.

  2. selin demirci diyor ki:

    Hep düşünmüşümdür, bu tür saygısızlıklara tepki veren bir tek ben miyim diye…Tepkimi koyduğum için,herkes tarafından vebalı gibi hissettirilen hep ben olduğum için bu türlere karşı olan tutumumdan herşeye rağmen asla vazgeçmedim. Şimdi öğrendim ki, sadece ben değilmişim… Eline, yüreğine sağlık arkadaşım…